Pentikost Bayramı gelmişti. O gün imanlıların hepsi birlikte aynı yerdeydiler.
JA
Copywork
Turkish OBTT Acts 2장
写経は速く終える入力練習ではなく、一節ずつみ言葉の文と流れを改めて受け止める時間です。入力内容はこのブラウザに一時保存され、ログインするとアカウントにも保存されます。
小見出し単位で進める · Acts
Birdenbire gökten bir ses geldi. Bu ses, kuvvetle esen bir rüzgarın sesi gibiydi ve bulundukları evi doldurdu.
Onlara dil şeklinde alevlere benzer bir şeyler göründü. Bunlar dağılarak her birinin üzerine indi.
İmanlıların hepsi Kutsal Ruhʼla doldu. Ruhʼun onları konuşturduğu başka diller konuşmaya başladılar.
O arada Yeruşalimʼde dünyanın bütün ülkelerinden gelen Yahudiler, Allahʼtan korkan adamlar vardı.
Bu ses duyulunca, büyük bir kalabalık bir araya geldi. Onlar şaşırıp kaldı, çünkü herkes kendi ana dilinde konuşulduğunu duydu.
Hayret ve şaşkınlık içinde şöyle dediler: “Şuna bak! Bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?
Nasıl oluyor da her birimiz kendi ana dilini işitiyor?
Aramızda Partlar ve Medler, Elamlılar ve Mezopotamyaʼda yaşayanlar, Yahudiye ve Kapadokyaʼda, Pontus ve Ege bölgesinde,
Frigya ve Pamfilyaʼda, Mısırʼda ve Libyaʼnın Kirene şehrinin etrafında oturanlar var. Romaʼdan gelen
hem asıl Yahudi hem de Yahudi inancını kabul eden ziyaretçiler, Giritliler ve Araplar var. Hepimiz Allahʼın yaptığı harikaların kendi dillerimizde konuşulduğunu duyuyoruz.”
Herkes hayret ve şaşkınlık içinde birbirine “Bu ne demek oluyor?” dedi.
Bazıları ise, onlarla alay ederek şöyle dediler: “Bunlar yeni şarabı fazla kaçırmış!”
Bunun üzerine Petrus öbür on bir elçiyle ayağa kalkıp sesini yükseltti ve kalabalığa şunları söyledi: “Ey Yahudi kardeşler ve Yeruşalimʼde oturan herkes, bu olayı size açıklayayım. Sözlerime kulak verin.
Bu insanlar sandığınız gibi sarhoş değiller. Saat daha sabahın dokuzu!
Hayır, bu Peygamber Yoelʼin aracılığıyla bildirilen olaydır:
‘Allah şöyle diyor:
Evet, o günlerde kadın erkek bütün kullarımın üzerine,
Yukarıda, gökte harikalar,
Rabbin büyük ve görkemli günü gelmeden önce,
O zaman Rabbi adıyla yardıma çağıran herkes kurtulacak.’
Ey İsrail halkı! Şu sözleri dinleyin: Nasıralı İsa Allah tarafından kimliği size kanıtlanmış bir adamdır. Bildiğiniz gibi, Allah bunu Oʼnun aracılığıyla aranızda yapılan güçlü işler, harikalar ve mucizelerle yaptı.
Fakat Allahʼın önceden karar verdiği bir planı vardı. O, ne olacağını önceden biliyordu. Buna göre İsa elinize teslim edildi. Oʼnu Tevratʼı tanımayanların eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz.
Fakat Allah Oʼnu diriltti. Oʼnun ölüm acılarına son verdi. Çünkü ölümün İsaʼyı esir tutması mümkün değildi.
Evet, Davud Oʼnun hakkında şöyle der:
Bu sebeple yüreğim mutlu ve dilim sevinçten coşuyor.
Çünkü sen ya Rab, canımı ölüler dünyasına terk etmeyeceksin.
Sen nasıl hayat bulacağımı bana bildirdin.
Kardeşler, yüce atamız Davud hakkında şunu kesinlikle söyleyebilirim. O öldü ve gömüldü. Onun mezarı bugüne kadar aramızdadır.
Fakat Davud bir peygamberdi. Allahʼın ona yeminle söz verdiğini biliyordu. Bu söze göre Allah onun soyundan bir kişiyi tahtına oturtacaktı.
Bunun için o ne olacağını gördü ve Mesihʼin dirilişi hakkında konuştu. Dedi ki, Mesih ‘ölüler dünyasına terk edilmedi’, ‘bedeninin çürümesine izin verilmedi’.
Allah bu İsaʼyı ölümden diriltti. Biz hepimiz buna şahidiz.
İsa, Allahʼın sağına yükseltildi. Babaʼnın vaat ettiği Kutsal Ruhʼu alıp Oʼnu gördüğünüz ve işittiğiniz gibi üzerimize döktü.
Elbette göğe çıkan Davud değildi; ama kendisi şöyle der:
Onun için bütün İsrail halkı şunu kesin olarak bilsin: sizin çarmıha gerdiğiniz bu İsaʼyı Allah hem Efendi, hem de Mesih yaptı!”
Halk bunu işitince yüreklerine bıçak saplanmış gibi oldu. Petrusʼa ve öbür elçilere sordular: “Kardeşler, ne yapmalıyız?”
Petrus onlara şöyle dedi: “Tövbe edin ve her biriniz İsa Mesihʼin adıylavaftiz olsun. Böylece günahlarınız bağışlanacak ve Kutsal Ruhʼu karşılıksız alacaksınız.
Bu vaat sizin için, çocuklarınız ve uzakta olan herkes için, yani Rab Allahımızʼın kendisine çağıracağı herkes içindir.”
Petrus daha birçok sözle onları sıkı sıkı uyardı. “Kendinizi bu sapık kuşağın uğrayacağı cezadan kurtarın!” diye yalvardı.
Sonuçta Petrusʼun sözünü kabul edenler vaftiz oldu. O gün yaklaşık üç bin kişi topluluğa katıldı.
Onlar kendilerini elçilerin öğrettiklerini dinlemeye, beraberliğe, ekmek bölüp paylaşmaya ve dua etmeye adadılar.
Herkes hayranlıkla karışık korku içindeydi. Elçilerin aracılığıyla birçok harika ve mucize yapılıyordu.
Bütün iman edenler bir aradaydı, her şeyi paylaşıyorlardı.
Mallarını mülklerini satıp parasını herkese ihtiyacına göre dağıtıyorlardı.
Günden güne tek bir fikirle kendilerini tapınak avlusunda toplanmaya adadılar. Evlerde ekmek bölüp paylaşıyorlardı. Hep birlikte coşkun bir sevinç ve temiz yürekle yemek yiyorlardı.
Allahʼı devamlı övüyorlardı. Bütün halk onları beğeniyordu. Rab da her gün kurtulan kişileri onların topluluğuna katıyordu.